Türkiye’nin Savunma Havacılığında Kilit Proje
Savunma Sanayii Başkanlığı öncülüğünde ve TUSAŞ (Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş.) ana yükleniciliğinde yürütülen T-70 Genel Maksat Helikopteri Projesi, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin modernizasyon ihtiyacını karşılamak üzere tasarlanmış ve hayata geçirilmeye devam eden stratejik bir yapı taşıdır. Proje, milli kabiliyetleri öne çıkaran, yerli tasarım ve üretim kapasitesinin güçlenmesini hedefleyen kapsamlı bir ekosistem oluşturmaktadır. Projenin son gelişmeleriyle birlikte, yedinci helikopterin Hava Kuvvetleri Komutanlığı envanterine girişi, Türkiye’nin hava gücünün çeşitlendirilmesi ve güvenliğimizi artıran adımlardan biri olarak kayda geçmiştir.
Güncel Envanter ve Teslimatlar: 2022 yılında Orman Genel Müdürlüğü’ne ilk teslimatlar başlamış, 2024 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine ilk parti girişi gerçekleşmiştir. Ardından Ağustos 2024’te ellere ulaşan ikinci parti helikopterler Hava Kuvvetleri hizmetine alınmıştır. 2025 Nisan’da Jandarma Genel Komutanlığı’na yapılan teslimatlar da, helikopterlerin kamu güvenliği ve operasyonel yeteneklerini güçlendirmiştir. Bu zincir, farklı kurumlar arasında çok yönlü bir kullanıcı ağını pekiştirmekte ve operasyonel verimliliği artırmaktadır.
Proje Kapsamı ve Katılan Firmalar: T-70 projesi, TUSAŞ ana yüklenici rolünde yürütülürken, Sikorsky, ASELSAN, TEI ve Alp Havacılık gibi önde gelen alt yüklenicilerle entegre bir üretim zinciri sergilemektedir. Helikopterler, Sikorsky’nin S70i modelinden alınan ilhamla tasarlanmış olup, farklı kamu kurumlarının gereksinimlerine uygun çok yönlü kullanılabilirlik sunmaktadır. Proje kapsamında; kabin ve kokpit yapılarından kuyruk konisi ve rotor pervanelerine kadar ana bileşenlerin üretimi, montajı ve testleri tamamen Türkiye’de gerçekleştirilmektedir. ASELSAN ise aviyonik sistemlerin temel entegrasyonu ve geliştirilmesinde kilit rol oynamaktadır. Sikorsky ile ortak çalışma, kokpit tasarımında da stratejik bir işbirliğini güçlendirmektedir. TEI, T700 motorunun üretiminden sorumlu olup, Alp Havacılık iniş takımları ile dişli kutusu ve diğer dinamik parçaların üretim ve montajını üstlenmiştir. Bu güçlü yerli ve milli ekosistem, helikopterlerin çeşitli kullanım senaryolarına hızlı ve güvenilir cevap verebilmesini sağlamaktadır.
Kullanıcı Çeşitliliği ve Operasyonel Amaçlar: T-70 helikopterlerinin tasarımı, yalnızca bir operasyonel sınıfın ihtiyaçlarını karşılamaya odaklanmaz. Aynı platform üzerinde farklı görev modlarına uygun çözümler geliştirerek, orman yangını müdahalesinden güvenlik operasyonlarına, arama-kurtarma görevlerinden lojistik desteklere kadar geniş bir yelpazede görev ifa edebilir niteliktedir. Bu çok amaçlı yaklaşım, savunma ve kamu güvenliği alanında esneklik kazandırmakta ve maliyet-etkinliği ile operasyonel kapasiteyi bir araya getirmektedir. Ayrıca, milli üretim kapasitesinin güçlendirilmesi, ihracat potansiyelinin artması ve uluslararası savunma sanayisi pazarlarında Türkiye’nin konumunun güçlenmesi anlamına gelmektedir.
Teknolojik ve Endüstriyel Etkiler: Proje, yalnızca askeri kullanıcılar için değil, aynı zamanda savunma sanayisinin ileri teknolojilerle entegrasyon kapasitesinin artmasını sağlayan bir itici güç olarak değerlendirilmektedir. Yerli tasarım ve üretim süreçleri, akıllı aviyonik sistemler, dayanıklı yapı teknolojileri ve motor teknolojilerinde know-how birikimini büyütmekte, Türkiye’nin savunma sanayisi ekosisteminin küresel rekabet gücünü güçlendirmektedir. Böylece, yerli ve milli üretim hedefleri somut olarak hayata geçiriliyor ve ulusal güvenlik perspektifi tarih boyunca olduğundan daha da güçleniyor.
Proje kapsamındaki anahtar bileşenler, kabin ve kokpit, kuyruk konisi, rotor pervaneleri ve altyapı testlerinden oluşan geniş bir üretim yelpazesini içermekte; ASELSAN’ın aviyonik entegrasyonuyla birleşen sistemler, helikopterlerin güvenilirliğini ve operasyonel yeteneklerini maksimuma çıkarmaktadır. Bu bağlamda, Sikorsky ile yapılan iş birliği, S70i tabanlı tasarım yaklaşımını Türkiye’nin gereksinimleriyle uyumlu hale getirirken, TEI motor teknolojisinde kritik bir yetkinliği temsil etmektedir. Alp Havacılık’ın katkısı ise düşey iniş kalkış kapasitesi ve mekanik bileşenlerin güvenilirliğini artırmaktadır. Bu ekosistem, Türkiye’nin savunma sanayisinde bağımsızlık vizyonunu güçlendirmektedir.
