İyi Partili Ergun: ‘Aile Hekimliği Sistemi İhmal Edilemez’

Aile Hekimliği Sisteminin Güncel Durumu ve Yola Çıkan Stratejiler

Türkiye’de aile hekimliği sistemi, halk sağlığını güçlendirmek ve bireylere kolay erişim sağlamak amacıyla uzun yıllardır hayata geçirilen kilit bir modeldir. Ancak son dönemde personel yetersizliği, randevu erişim sorunları, altyapı yetersizlikleri ve özlük haklarındaki gerilemeler gibi yapısal sorunlar öne çıkmaktadır. Bu çerçevede, mevcut durumun ayrıntılı analizi ve kalıcı çözümlere odaklanan bir yol haritası geliştirmek zorunluluk haline gelmiştir. Bu yazıda, ASM kapasitelerinin artırılması, randevu ve erişim süreçlerinin dijitalleştirilmesi, özlük hakları ve çalışma koşullarının modernizasyonu ile entegre sağlık sistemi modellerinin hayata geçirileceği stratejiler ele alınacaktır.

ASM sayılarının artması ve bölgeler arası eşitsizliklerin azaltılması, vatandaşların temel sağlık hizmetlerine adil şekilde erişebilmesini sağlarken, uzun vadede hastane yoğunluğunu da azaltacaktır. Bu süreçte kırsal ve ulaşılması güç bölgelerde destekleyici altyapı yatırımları hayati öneme sahiptir. Yeni atama politikalarıyla nitelikli personel istihdamı kolaylaştırılmalı, çalışma saatlerinin düzenlenmesi ve fazla mesai ücretlerinin adil ödenmesi konuları prim hedefler olarak belirlenmelidir. Böylece Sağlık Bakanlığı, personel memnuniyetini artıran ve hizmet kalitesini yükselten bir çalışma ortamını teşvik edecektir.

Randevu sistemlerinin iyileştirilmesi ve dijital dönüşüm alanında atılacak adımlar, erişim sorunlarını ciddi ölçüde azaltacaktır. Özellikle akıllı randevu sistemleri, online rezervasyon ve bekleme sürelerinin azaltılması, randevu iptal/yenileme süreçlerinin hızlandırılması gibi unsurları kapsamalıdır. Bununla birlikte, tele-tıp ve uzaktan izlem uygulamalarının yaygınlaştırılması, özellikle kronik hastalık yönetiminde önemli kazanımlar sağlayacaktır. Bu yaklaşım, hastalarla sürekli iletişim ve veri paylaşımı üzerinden hastalık yönetimini daha etkin hâle getirir ve erken müdahale olanaklarını güçlendirir.

Odyolojik ve koordinasyon odaklı entegrasyonlar, sağlık hizmetlerinin birbirleriyle uyumlu çalışmasını sağlar. Böylece federatif bir sağlık ağı oluşur ve hastaların hangi kurumda hizmet alırsa alsın, gerekli bilgilere hızlıca ulaşması mümkün hâle gelir. Bu entegrasyon, ayrıca veri paylaşımı ve standartlaştırılmış protokoller ile kaliteyi güvence altına alır. Ayrıca e-işlem merkezleri üzerinden birimlerin performans göstergeleri izlenebilir ve sürekli iyileştirme için somut veriler elde edilir.

İş gücü planlaması ve mesleki memnuniyetin artırılması hedefinde, maaş ve ek ödemelerin adil şekilde yapılandırılması, kariyer gelişim olanakları, eğitim ve sürekli mesleki destek gibi başlıklar öncelik kazanmalıdır. Böylece motivation ve yetkinlik artışı sağlanır; bu da hasta memnuniyeti ve hizmet etkisiyle doğrudan ilişkilidir.

Geleceğe dönük stratejik odaklar arasında yenilikçi aile hekimliği modellerinin uygulanması, teknolojik altyapı güçlendirmesi ve veri paylaşımı tabanlı entegrasyonlar öne çıkmaktadır. Ayrıca, sağlık politikalarının bölgesel ve yerel düzeyde uyumlu hale getirilmesi, saha çalışmalarına dayalı analizlerle desteklenmelidir. Bu yaklaşım, hizmetlerin kalitesini ve erişilebilirliği artırır, aynı zamanda halk sağlığı çıktılarının iyileştirilmesi için somut adımlar içerir. Sonuç olarak, aile hekimliği sistemi milli sağlık stratejileriyle uyumlu bir şekilde güçlendirilerek, geleceğin sağlık modeliyle entegre edilmelidir.

Raporlama ve hesap verebilirlik mekanizmaları kurulmalı; böylece bütçe kaynakları etkin kullanılır, altyapı yatırımları doğru bölgelerde gerçekleştirilir ve halkın güveni güçlendirilir. Performans göstergeleri üzerinden düzenli değerlendirme yapılmalı, kalite standartları ile hasta memnuniyeti sürekli izlenmelidir. Bu kapsamda, yerel sağlık politikalarıyla uyumlu planlar geliştirilmeli ve saha verilerine dayalı karar alma süreçleri benimsenmelidir.

Sonuç olarak, Türkiye’de aile hekimliği sisteminin sürdürülebilirliği için çok boyutlu bir yaklaşım gerekmektedir. Altyapı yatırımları, personel politikaları, randevu ve dijital dönüşüm, özlük hakları ve çalışma koşulları ile entegrasyon odaklı sağlık politikaları bir araya getirildiğinde, vatandaşlara nitelikli, erişilebilir ve hızlı sağlık hizmetleri sunmak mümkün olur. Bu süreçte tüm paydaşlar; kamu kurumları, yerel yönetimler, sağlık çalışanları ve vatandaşlar ortak hedefler doğrultusunda koordineli hareket etmelidir.

ASM kapasitesinin artırılması, kırsal ve kentsel bölgelerde eşitsizlikleri azaltmanın temel anahtarıdır. Gelişmiş randevu sistemleri ve veri güvenliği ile hizmet kalitesi yükseltilirken, personel memnuniyeti ve kariyer gelişimi de geri planda kalmamalıdır. Böylece, sağlıkta entegrasyon ve koordineli bakım modelleri, Türkiye’nin sağlık dönüşümünü somut bir başarıya dönüştürecektir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın