Kamusal Eğitimde Dikey Mimari ve Asansör Sorunu: Acil Çözüm Gerektiriyor
Türkiye’nin hızla büyüyen şehirlerinde, okullar dikey mimari ile inşa edilmek zorunda kalıyor. Özellikle Ankara’nın Yenimahalle ilçesindeki Nasrettin Hoca Ortaokulu gibi birçok eğitim kurumu, kalabalık öğrenci ve öğretmen profiline rağmen, asansörsüz yapılarla mücadele ediyor. Bu durum, sadece erişim zorluğu değil, aynı zamanda öğrenci ve öğretmenlerin güvenliği açısından ciddi riskler taşıyor. Özellikle özel gereksinimli öğrenciler için ulaşım hayli zor hale gelirken, çözüm için hızlı harekete geçmek artık bir seçenek değil, zorunluluk halini aldı.

İnşa Etme Politikaları ve Dikey Mimari Eleştirileri
Son yıllarda, dikey mimari Türkiye’de büyük planların ve rant odaklı kentleşmenin sonucu olarak öne çıkıyor. Ancak, bu yapıların deprem risklerini artırması ve öğrenci sağlığına zarar vermesi nedeniyle eleştiriler giderek yükseliyor. Eğitim Sen’in Ankara şube başkanı Tülay Yıldırım, “Milli Eğitim Bakanlığı’nın dikey mimariyi tercih etmesi, aslında büyük bir risk ve rant kapısıdır” diyerek endişelerini dile getiriyor. Bu yüksek ve yoğun yapılar, deprem anında tahliye sorununu beraberinde getirirken, aynı zamanda sosyal ve fiziksel gelişimi engelleyici unsurlar olarak karşımıza çıkıyor.
Okullardaki Asansörler ve Günlük Hayata Etkisi
Okullarda asansör kullanımının engellenmesi, özellikle özel gereksinimli öğrenciler ve yaşlı öğretmenler için büyük bir sorun oluşturuyor. Günde yaklaşık bin öğrenci ve onlarca öğretmen, merdivenlerde zaman kaybediyor. Bu, sadece zaman kaybı değil; aynı zamanda kazalara ve yaralanmalara yol açıyor. Eğitim Sen’in yaptığı araştırmaya göre, asansörsüz çok katlı okullarda kazalar %20 oranında artış gösterdi. Ayrıca, özel gereksinimli çocuklar için erişim neredeyse imkânsız hale geliyor, bu da eğitimde eşitsizliği derinleştiriyor.
Ruhsat Sorunları ve Güvenlik Riskleri
2021’den beri, B bloğunun eğitim merkezine dönüşmesi ve altyapı eksiklikleri, okula ruhsat alınmasını engelliyor. Bu durum, güvenlik ve yangın önlemleri açısından ciddi riskler doğuruyor. Ruhsat alamayan okullar, yasal açıdan da zafiyet yaşıyor, bu da olası olaylarda sorumluluğun artmasına neden oluyor. Ayrıca, yetersiz denetimler nedeniyle, okul binalarındaki yapı güvenliği riski gün geçtikçe büyüyor.
Deprem Güvenliği ve Yapısal Problemler
Türkiye’de deprem riski, okul binalarının yapısal sağlığı açısından kritik bir faktör. Yüksek katlı okullar, sıvılaşma ve çökme tehlikesi taşıyor. Yapısal denetimlerin yetersizliği, özellikle deprem tatbikatlarının yetersizliğiyle birleştiğinde, vatandaşların can güvenliğini ciddi şekilde tehdit ediyor. Akademik araştırmalar, dikey yapılı okulların, depreme dayanıklılık açısından en az yatay yapılara göre iki kat daha fazla risk taşıdığını gösteriyor.
Devlet ve Bakanlığın Tepkisi ve Alınan Önlemler
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 27 Eylül 2023’te okula yaptığı ziyaret sırasında, asansör ve ruhsat sorunlarını çözme sözü verdi. Ancak, geçen otuz ay boyunca herhangi somut adım atılmadı. Bu, yüzlerce öğrencinin eğitim hakkını ciddi şekilde engelliyor ve aileleri endişeye sürüklüyor. Bakanlık, sorunu çözmek yerine, genellikle usulü erteleyerek durumu katlıyor. Bu gecikme, okul güvenliği ve erişim hakkı açısından büyük bir handikap oluşturuyor.
Geniş Perspektifte Eğitim Altyapısı ve Gelecek Planları
İşte tüm Türkiye genelindeki eğitim altyapısı sorunlarının temel noktası: Yetersiz yatay mimari, yoğunluk ve yapı güvenliği. Araştırmalar, çok katlı okulların öğrenci başarısını düşürdüğünü ve sosyo-ekonomik gelişimi olumsuz etkilediğini ortaya koyuyor. İşte çözüm yolları:
- İmar ve ruhsat süreçlerinin hızlandırılması:
- İlk adım, ulaşım ve erişimi kolaylaştırmak için mevcut yapıları gözden geçirmek ve ruhsatlandırmak.
- Risk analizleri ve denetimlerin artırılması:
- Okulların deprem dayanıklılığı ve yapısal güvenliği için düzenli denetimler yapmak.
- Yatırım ve tasarım stratejilerinin değişimi:
- Dikey mimariden uzak durup, daha geniş ve erişilebilir yatay yapılar inşa edilmesi insana ve doğaya daha uygun olur.
Bu acil adımlar, hem öğrenci sağlığı ve güvenliğini hem de eğitim kalitesini artıracaktır. Uzmanlar, depreme dayanıklı, erişilebilir ve fonksiyonel eğitim ortamları oluşturmak için bütüncül planlamanın koşul olduğunu belirtiyor. Türkiye’nin eğitim altyapısı, uzun vadeli ve kapsamlı politikalarla değişmek zorunda değil; aksi takdirde, gelecek nesiller büyük tehlike altında kalır.

İlk yorum yapan olun