Göz Sağlığını Korumanın Kritik Yolu: Glokom ve Damla Tedavisi
Göz sağlığını korumanın en etkili yollarından biri, özellikle glokom gibi kronik hastalıklarda düzenli ve doğru tedavi uygulamaktır. Glokom hastalığında kullanılan damlalar, görme kaybını önlemek ve hastalığın ilerlemesini durdurmak adına hayati önem taşır. Ancak, ramazan ayına girildiğinde birçok hasta, oruç tutarken göz damlalarını aksatacak endişesiyle tedavisini ihmal edebiliyor. Bu davranış, hastalığın kontrolsüzleşmesine ve geri dönüşü zor hasarlara yol açabilir. Hem göz sağlığı uzmanlarının hem de dini otoritelerin ortak görüşü, ramazan ayında da tedavilerin sürdürülebilir olduğunu ve oruca engel olmadığını göstermektedir.
Damla Kullanımını İhmal etmenin Riskleri
Glokom damlalarının düzenli kullanımı, hastalığın ilerlemesini engellemek ve görme sinirlerini korumak açısından kritik öneme sahiptir. Tedaviyi aksatan hastalarda, göz içi basıncı kontrol edilemediği için, sinir hasarı hızlanabilir ve geri dönüşü olmayan görme kayıplarına neden olabilir. Damla ihmalinin en büyük tehlikesi, hastanın farkında olmadan hastalık ilerlemesine zemin hazırlaması ve bu durumun uzun vadede ciddi görme kaybına yol açmasıdır.
Bu nedenle, ramazan ayında oruç tutarken de göz damlası kullanımı kesintisiz sürdürülmelidir.
Oruç Tutarken Göz Damlası Kullanımı
Göz damlalarının orucu bozup bozmadığı konusunda Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı, net ve pozitif bir görüş bildirmiştir. Uzmanlar, damla kullanımı sırasında glikoz ve başka kimyasal içermeyen, küçük hacimlerde uygulanan damlaların orucu bozmadığını ifade ediyor. Ayrıca, oruç tutarken damla kullanımı, göz sağlığı açısından herhangi bir risk oluşturmadığı gibi, hastalığın yönetiminde vazgeçilmez bir uygulamadır.
Ancak önemli olan, damlaların doğru ve düzenli şekilde kullanılmasıdır. Ramazan’da oruca başlamadan önce veya oruç sırasında, göz damlasının kullanım talimatlarına uygun hareket etmek gerekir. Göz damlasını kullanmadan önce ellerin yıkanması, damla hortumunun temizliği ve damla uygulamasının doğru yapılması, alınacak en temel önlemlerden biridir.
İftar ve Sahur Arasında Dikkat Edilmesi Gerekenler
Ramazan ayında iftar sonrası aşırı su tüketimi, göz içi basıncında ani yükselişlere yol açabilir. Bu durum özellikle glokom hastaları için tehlikelidir ve görme sinirine zarar verme riski taşır. Günü belirli aralıklarla ve dengeli su tüketimi, bu olası riskleri azaltmanın en ideal yoludur. İftar ve sahur arasında su tüketimini yaymak, vücudun sıvı ihtiyacını karşılamak ve göz sağlığını korumak adına büyük önem taşır.
Göz Damlasının Yararları ve Yanlış Anlaşılan Konular
Göz damlaları, glokom tedavisinde göz içi basıncını düşürmek ve hastalığın ilerlemesini engellemek için kullanılan en etkili yöntemlerdir. Ancak, hastalar damla kullanımını ertelemeyi veya unutmayı alışkanlık haline getirebilir. Bu nedenle, hastaların her gün belirli saatlerde damla kullanımı konusunda titizlik göstermeleri gerekir.
Unutulmamalıdır ki, düzenli damla kullanımı hastalığın denetim altında tutulması ve kalıcı görme kaybının önlenmesi açısından en kesin yoldur. Tedaviyi düzenli sürdürmek, hastanın genel göz sağlığını korumanın temelidir.
Stent ve İlaç Tedavisinin Gelişimi
Göz içi sıvısının akışını düzenleyerek basıncı kontrol altına alan stent tedavisi, glokom tedavisinde yeni ve pratik bir yöntem olarak öne çıkıyor. Bu yöntem, ilaçlara bağımlılığı azaltır ve bazı hastalarda tamamen kesilmesini sağlar. Ayrıca, bu uygulama sonucu ilaç kullanımını azaltarak, hastaların yaşam kalitesini artırır. Ancak, bu yeni tedavi yöntemi bile düzenli muayeneleri ve takipleri gerektirir.
Risk Grupları ve Erken Tanı
Göz hastalıkları uzmanları, özellikle şu grupların glokom açısından yüksek risk altında olduğunu söylüyor:
- 40 yaş üstü bireyler
- Ailesinde glokom öyküsü olanlar
- Şeker hastalığı, hipertansiyon ve damar hastalıkları
- Miyoplar
- Ciddi göz travması geçirenler
- Uzun süreli kortizon kullananlar
- Retina hastalıkları, üveit ve göz tümörleri
Bu risk grubundaki bireylerin, düzenli göz muayenelerini ihmal etmemeleri gerekir. Günümüzde glokom hastalarının %90’ı, erken tanı ve düzenli takip ile görme yetilerini koruyabilir ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatabilir. Göz sağlığı açısından, özellikle risk altındaki kişilerin, şikayetlerin ortaya çıkmasını beklemeden uzman hekimlere başvurması en doğru adım olacaktır.

İlk yorum yapan olun