Türkiye’nin Çatısı Ağrı Dağı Resmi Tırmanışa Açılıyor

turkiyenin catisi agri dagi resmi tirmanisa aciliyor
turkiyenin catisi agri dagi resmi tirmanisa aciliyor

Ağrı Valisi Osman Varol, İbrahim Çeçen Üniversitesi (AİÇÜ) yerleşkesindeki konukevinde düzenlenen programda, Valilik koordinesinde yürütülen ve yapılması planlanan projelerle ilgili gazetecilere bilgi verdi. Varol, Ağrı Dağı ile çevresinin kültür, turizm ve spor anlamında bütünlükçü bir yaklaşımla ele alınarak ortaya bir master planı konulması gerektiğini vurguladı.

Vali Varol,  Ağrı Dağı’nda özellikle tırmanış, yani dağa yakın yapılabilecek etkinliklerle ilgili sıkıntımız var. Onu da hızlı bir biçimde çözme noktasına doğru gidiyoruz. Bu master planla ilgili de Doğu Anadolu Kalkınma Ajansımız (DAKA) ciddi kaynak ayırarak bu işle ilgili bizim inisiyatifimizde ve yönetimimizde çalışmaya başladı,  Ağrı Dağı ile çevresinin kültür, turizm ve spor anlamında bütünlükçü bir yaklaşımla ele alınarak ortaya bir master planı konulması gerektiğini vurgulayarak, şöyle devam etti:

Dağın tanıtıma ihtiyacının olmadığını, zaten herkes tarafından bilindiğini anlatan Varol, İçişleri Bakanlığı ve Kayak Federasyonunca Ağrı Dağı’na gönderilen ekiplerin de bölgenin kayak tesisi yapımına uygun olup olmadığıyla ilgili teknik çalışma yaptığını aktardı.

Varol, Ağrı Dağı’nda ana etkinliklerin dağcılık ve doğa yürüyüşü olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti: “Bu kış Ağrı Dağı’na resmi tırmanışı başlatıyoruz. Millet zaten kaçak çıkıyor, ‘çıkmayın’ diye uyarıp ikaz ediyoruz. Kayak Federasyonu ile görüştük, arkadaşlarımız da planlamalarını yapıyor. Gününü tam belirlemedik ama ilk tırmanışı aralık ayı içerisinde yapacağız. Belki biz de tırmanışın tamamına katılamayabiliriz ama bir kısmına katılacağız. Federasyon ile iş birliği halinde normal bütün resmi izinleri ve prosedürleri alınmış vaziyette bir kış tırmanışı yapacağız. Yaz tırmanışını şimdilik değerlendiriyoruz, biraz daha vakit olabilir”

Ağrı Dağı’nın güzellikleri ile gündeme gelmesi gerektiğinin altını çizen Varol, şöyle konuştu: “Yıllardır Ağrı Dağı’na resmi ve izinli tırmanış yok. Biz bununla ilgili tedbirleri alırız. Kış tırmanışı olması belirli şeyleri bizim adımıza kolaylaştırıyor. Tedbiri kolaylaştırıyor. Ağrı Dağı’nda kış tırmanışı yapılacak olması tecrübesiz ve acemilerin gelip sorunla karşılaşmasının önüne geçecek. Bir yerden başlayacağız. Kış döneminde 3 ay boyunca ayda 2 tırmanış yaptırsak 6 veya 8 grubu resmi olarak oraya çıkarırız. Federasyonumuzun da söylediği gibi profesyonel olup hasretle oraya çıkmayı bekleyen ciddi sayıda dağcı arkadaş var”

Ağrı Dağı

Ağrı Dağı, 5.137 metrelik rakımıyla, Türkiye’nin en yüksek dağıdır. Ağrı Dağı, Türkiye’nin doğu ucunda, İran’ın 16 km batısında ve Ermenistan’ın 32 km güneyindedir. Dağın %65’lik bir kesimi Iğdır ilinde, kalan %35’lik kesimi ise Ağrı ili sınırları içerisindedir.

Ağrı Dağı iki zirveden oluşur. Bunlar 5.137 metrelik Atatürk Zirvesi ile 3.898 metrelik İnönü Zirvesi’dir (Küçük Ağrı). 4000 metreye kadar bazalt daha sonra sonraki yükseklikte andezit lavlarından oluşarak volkanik bir dağ özellikleri gösterir.

Ağrı Dağı 5137 m’lik yüksekliği ile sadece ülkenin en yüksek zirvesi olmayıp aynı zamanda üzerinde 10 km² ‘lik güncel bir buz takkesi bulunduran tek dağıdır. Ağrı Dağı üzerinde güncel kalıcı kar sınırı 4300 metreden geçmektedir. Blumenthal (1958) kalıcı kar sınırının Pleistosen’de 3000 metre seviyesine kadar indiğini hesaplamıştır.  Zirvesi dört mevsim boyunca erimeyen kar ve takke buzulu ile kaplı volkanik bir dağ olan Ağrı Dağı’nın doruğundaki örtü buzul Türkiye’nin en büyük buzuludur.

Buz takkesinden sarkan ve uzunlukları 1 ile 2.5 km arasında değişen toplam 11 adet buzul dili dağın güney eteklerinde 4200 m’ye, kuzey eteklerinde ise 3900 m’ye kadar ulaşmıştır. Bu dillerden en büyüğü kraterin kuzeydoğusundaki Cehennemdere Vadisi’nde bulunur. Eğimin çok fazla olmasından dolayı zaman zaman kopan buzul parçaları vadinin aşağı kesimlerinde (2370 m civarı) döküntüler ile kaplı ölü bir buzulun oluşumuna da yol açmıştır.

Ağrı Dağı eteklerindeki morenler diğer dağlara kıyasla çok daha az bir alan kaplamaktadırlar. Bunun nedeni, Cehennemdere Vadisi hariç, gelişmiş vadilerin bulunmayışı, buzul üstünün ayrışmış malzeme ile kaplanmasını sağlayacak yüksek eğimli zirvelerin olmayışı ve zaman zaman aktif hale geçen volkandan çıkan malzemelerin daha yaşlı moren depolarını kaplaması olarak açıklanabilir.

İlk yorum yapan olun

Yorum Yazın